İnsan-ı Kamil – Abdulkerim Cili

İnsan-ı Kamil – GİRİŞ

Hamd ve senâ, Allah ismiyle kâim olan  ecel ve a’lâ Zât’a mahsûstur.

O Allah, Zât’ının hakkına ve hükmüne göre her kemâl ile tecellî edicidir. O Allah, celâl beni noktasını cemâl harfleri noktasına yerleştirdi. Hem de noksansız olarak.

O ma’bûd, kendinin hamd ve senâsını kendi işiticidir. Hamd eden de, hamd da, hamd edilen de O’dur. O ma’bûd, mutlak vücûdun hakîkati ve hálk ve Hak olarak isimlendirilen hüviyyetin aynıdır.

Âdem sûreti üzerine zâhir olan âlemin aslıdır. Kâinât kelimesinin ma’nâsıdır. Eşsiz ve benzersiz san’at eserlerinin rûhudur. Her zerrede hulûl olmaksızın kemâliyle mevcûddur. Her âşikârda Cemâl yüzünün nûru parlar. Lâyık olduğu şekilde celâl sâhibi ve lâyık olduğu kemâle hâizdir.

Cevherlerin ve arazların  hakîkatlerinin zâtıdır. Varlığın ve yokluğun hüviyyeti, her doğurtanın-babanın ve doğanın-çocuğun benliğinin ayn’ıdır.Sıfatlarıyla cemâlin cemâli zuhûr etmiş, Zât’ıyla kemâlin kemâli tamam olmuştur.

Sıfatlarının vecihleri sayfalarında güzellikleri âşikârdır. Ahadiyyetinin ya’nî tekliğinin kayyûm oluşu ile Zât’ın kâmetlerine istikâmet çizdi. Sessizlerin lisânları O’nun ayn’ı olduğunu ifâde eder.

İyi hallerin ve kötü hallerin ayn’ları, O’nun ziyneti olduğuna şehâdet eder.Sayılarda bir olup, ezellerde ve ebedlerde azâmetiyle ferdiyyeti almıştır.

Tenzîh edilmekten yana münezzeh, teşbîh ve temsilden yana mukaddestir. Ahadiyyetinde ya’nî tekliğinde sayıdan yücedir, azametinde sınırların kendisini ihâta etmesinden daha âlîdir.

Ne kadar, nasıl, nerede gibi ta’rîfler kendi üzerine olacak bir şey değildir.

İnsan-ı Kamil kitabını okumak için tıklayınız.