Tedbirat-ı ilahiyye – Muhyiddin Arabi

Tedbirat-ı ilahiyye – Hamd olsun Allâhü Zü’l-Celâl’e ki, insanı ilmî vücûttan aynî vücûda çıkardı.

Onun vücûda getirilmesinin öncesinde bir cevher var idi. O cevhere Celâl ayn’ı ile baktı. O cevher onun bakışının tahakkuk ettiği şey indinde ondan hayâ ederek eridi. Şimdi onun kadîm ilminin cevherlerinden ve incilerinden onda gizli olan su akmaya başladı.

Bilinsin ki, (Sav) Efendimiz buyururlar ki: “Allah Teâlâ büyük bir beyaz inci hálk etti; Celâl ve heybetle baktı; hayâdan eridi. Onun yarısı su ve yarısı ateş oldu. Ondan bir duman hâsıl oldu. Semâvâtı dumandan ve arzı onun köpüğünden hálk eyledi. Şimdi O’nun Arş’ı su üzerinde oldu”.

“Allah Teâlâ”dan kasıt mutlak vücûdun vahdet ya’nî birlik mertebesidir.

“Hálk etmenin” ma’nâsı açığa çıkma ve açığa çıkarmadır.

“Büyük bir beyaz inci”den kasıt insânî hakîkat mertebesi olan ilk akıldır ki, buna vâhidiyyet ya’nî birliksellik mertebesi de derler.

İlk akla “Celâl ve heybetle bakmasından” kasıt ilk aklın gayrılığın mebde’i olan rûh mertebesine tenezzülüdür; ve bu tenezzülden hâsıl olan gayrılık perdesi ile mutlak vücûdun örtülmesidir. Çünkü Cemâl bakışı Hakk’ın vechinin kendi nûru ile tecellîsidir ki, bunda örtünme yoktur. Celâl bakışı Hakk’ın vechinin gayrılık elbisesi ile örtülmesi olduğundan, tabi’ki bunda örtünme vardır.

Ve gayrılıktan kasıt mutlak olmaklıktan kayıtlı olmaklığa tenezzüldür; ve mutlak olanın kayıtlıda gizlenmesidir.

Tedbirât-ı ilahiyye kitabını okumak için tıklayınız.