Ehl-i Beyt nedir? – Münir Derman

Ehl-i beyt nedir – [1910-1989]
KAYIT 202

Demin camiye girerken nur yüzlü bir vatandaşımız “Ehlibeyt” hakkında biraz konuşur musunuz dedi. Biliyorsunuz birçok ehlibeyt kavgaları vardır. Bilerek bilmeyerek. Onun için ben size bildiğim kadar Ehlibeyt hakkında o vatandaşımızı memnun etmek için söylemek kaygısı içindeyim.

Ehlibeyt. Beyt Arapçada ev demektir. Bu evin sakinleri, bu evde bulunanlar demektir “Ehlibeyt”. Ehlibeyt; Resulullah Efendimizin Allah’tan sonra en yakınları demektir. Nur kızı Hazreti Fatıma, Fatıma’nın nur yavruları Hasan ve Hüseyin ve bu Beytin kurulmasına sebep kerremallahu veche Hazreti Ali efendimizdir.

Bir de kapısından içeri girmek nasibine mazhar olan Hazreti Selman’dır. Beytin kokusundan, ruhaniyetinden hisse alan binlerce mübarek kul var. Bu beyte kimse giremez. Buraya sevgi ve aşk yolunda baş koyanlara oradan sevgi ve rahmet gelir. Bu beytin sırrı akıl siciline giremez. Nuru Resulullah’ı dünya perdesine aksettirip gösteren adesedir Ehlibeyt. Resulü Ekrem huzurlarına Cebrail (a.s.) bile geldiği halde ayağa kalkmazlardı. Hz.Fatıma girdikleri zaman derhal kıyam ederlerdi. Bu ne demektir, bunu anlamaya çalış. Ben bunun niçinini söylersem bu büyük hürmeti tozlandırmaktan korkarım. Sen sor öğren, yahut söylemeye derecen, sevgin yükseldiği zaman anlarsın.

Ehlibeyt, Mevlanın evidir dünya yüzünde. Bu ev asır asır gezer. Bu evin taşları sevgi ateşindendir. Bu taşlarda aşk çiçekleri açar. İnsan insan dolaşan Resuli Ekremin bu kül tutmayan, cefa ve sefa ile sönmeyen ateşi birçok isimler almıştır şimdiye kadar.

İşte bu ateşi gezdiren, beyanlaştıran Ehlibeyttir. Mevlanın evi, mutlak kalbin mülküdür. Yalan bilmeyen, doğru olan, haset ve gıybet nedir bilmeyen, dedikodu yapmayan insan namaz kılar. Bu insanın kendi kalbini sevmesi Ehlibeyt sevgisi demektir. Ehlibeyti sevmeyen Resuli Ekreme yanaşamaz. Hakkın emirlerini yerine getiren, yasaklarından kaçan, içinde sakladığı Ehlibeyt sevgisini beşeri kelimelerle münakaşa mevzuu yapmayan, bu sevgiyi içinde bir nur incisi gibi saklayan bir Müslüman, ona hürmetini daima abdestli bulunmakla ancak yapabilir. Böyle olan insan doğrudur, yalan bilmez, kin bilmez, midesinde haram yoktur, derdini gizler, aç kalsa da bildirmez, isyanı yoktur, dilinden fena sözler çıkmaz, etrafını incitmeden korkar, kanaatkardır, sabırlıdır, kahkaha ile gülmez; tebessüm eder, dişlerini temiz tutar, anaya babaya, ihtiyarlara, kadınlara hürmet eder. Böyle olan bir ehlibeyt aşıkının ben ayaklarını öperim.

Böyle olan bir kula, Ehlibeytin kokusu, arası kesilmeden gelir. Bu kokuya hak kazanmak ne mutlu şeydir. Onun yüzünde temizlik ve güzellik şekilleşmiştir. Bu yüzün altında hile, yalan ve hiçbir fenalık gizlenemez. Ondan ne denizdeki balık kaçar, ne de havada uçan kuş, sokulur yanına kırk yıllık dostmuş gibi. Böyle insan toprağa verildiği zaman, cesedine ne böcek, ne yılan, ne çiyan dokunur, temiz geldi diye toprak bile ona dokunmaz, ceset öylece kalır kabirde. O kabire de nur iner.

Anadolumuzda Hakka göçmüş milyonlarca mübarek ceset vardır, mübarek topraklarımızda. Onların manevi kudretiyle duruyoruz şimdi ayakta. Binlercesi vardır, ziyaret ediniz. Onların kabirlerinden arşa, Hakka doğru açılmış pencereler vardır, oradan seyretmek imkan ve temizliğine kavuşmak için kendi kendinize savaş yapınız, temizleniniz. Ahmedi Yesevi Hazretlerinin Anadolumuza Ehlibeyt kokusunu getiren, Resuli Ekremin ruhaniyetini saçan bu büyük mübarek insanların birçokları kendilerini açığa vurmamışlardır. Bunların ana merkezleri kendilerini açığa vurmuşlardır. İşte onlar; Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaşı Veli, Hacı Şabanı Veli, Sultanı Beyazıtı Veli, Emir Sultan, Merkez Efendi, Ya Vedud Sultan, Hudai Hazretleri, Ahmet Ziyaeddin Efendi Hazretleri.

Çocukluğumdan bugüne kadar Hakkın nasip edip feyizlerinden istifade ettiğim, ellerini öptüğüm Büyüklerden bir nebze söyleyeceğim; Trabzon’da Ömer İnan Efendi Hazretleri; Eleşkirt’te Ömer Efendi Hazretleri; İstanbul’da Zihni Efendi Hazretleri; Trabzon’da Haçkalı Hoca Hazretleri; Riyad’ta Mennan Hazretleri; Cezayir’de Ebudehir Hazretleri; Cizre’de Ebuderda Hazretleri.

Kabirlerini ziyaret etmek, gitmek nasip olanlar; Hz.Ali Efendimiz, Necef; Hz.Halid bin Velid, Hama; Muhiddini Arabi Hz; Şam, Bilali Habeşi Hz. Şam; Ahmeder Rifai Hz. Basra; Geylani Hz.leri Bağdat; İmamı Azam Hz. Bağdat, …. Hz. (Suyuti Hz. Olabilir) Mısır Reşit Köyü; Hz.Fatıma, Medine; Resulullaah (s.a.s.) Medine, cümleye nasip Eylesin, Ehlibeyti her Müslüman sevebilir, fakat bu sevgiyi şekillendirememiştir, şekillendiren azdır, şekillendirdiğini zannedip kuru bir sevgi ve aşırı beşeri bir duygu ile müdafaa ettiğini zannedenler yanılmışlardır. Bu sevgiyi şekillendirebilen insan, Âdemiyet hamulesi ile görünmek hünerinin sırrına ermiş olur. İşte büyük insan budur.

Bu gibi insanlar değişik bir kadere ve kimseye nasip olmayan meziyetlere sahiptirler. Bunları şeceresini söylemeye hacet yoktur. Onlar olduğu gibi büyük insandır. Bugün bu kubbenin altında öyle kullar vardır ki, Allah’ın verdiği helal rızıkları bile yerken utanırlar. Şükrünü nasıl ödeyeceğim endişesi içindedir. Minnetle hizmet eden çoktur. Hizmet ettiğini minnet bilen azdır. Hizmette bulunduğunuzu minnet bilesiniz. O zaman kimse sizden şikayet etmez. O zaman Ehlibeyti seven belli olur. Hakiki Ehlibeyti seven, Ehlibeytten olan bir insan, işaret parmağını bir taşa vursa, o taştan, Allah’a kasem ederim ki su çıkarır. Sevmek elde olmayan bir duygudur. İnkıyad ve itaat etmek elde olan bir hassadır. İnkıyad ve itaatte korku vardır. Korkuda da hile gizlidir. Sevgiyi izhar etmek için arada bir köprü vardır. Bu ulaştırıcıdır. Resulullah’ı sevmek köprüsü, izhar köprüsü, bu köprü işte Ehlibeyttir. Yasaya inkıyad umumidir. Sevgi bir hususiyet taşır. Ehlibeytimi seven beni sevmiş olur. Bu bir hüccettir. Yani beni sevmede serbestsiniz, ben rahmetenlil alemin olarak gönderildim. Beni sevseniz de, sevmeseniz de, ben bana müsaade edildiği nisbette sizi sevmeye mecburum. Amma Ehlibeytimi severseniz, her işinizde ben varım, şefaatim vardır, sizi sevmeye katiyen …. Bunu perçinlemek, hakiki huzura kavuşmak, Allah’a takdim edebilmek için yapılması ve istediği şeyleri ben size şeriat kanunu olarak bildirdim. Ben yalnız bildirmeye memurum buyuruyor Resuli Ekrem.

Ehlibeyte bağlı olmayan Resuli Ekremi hakiki sevmiş olamaz. Canım başım kurbandır Ehlibeyte… Ehlibeytin sevgisini kazanmak kuru sevgi ile de olmaz. O zaman içine hile girer, böyle sevgi tehlikelidir. Böyle seveceksen sevmemek evladır. Resulün emirlerini bihakkın yapmak lazımdır. Onun için boş gürültü, boş laf insanı küfre kadar götürür. Ehlibeyt hakkında daha fazla söz söyleyebilirim, burada kesiyorum, çünkü tehlikeli hudutlara girebiliriz. Allah cümlemizi, Ehlibeyti hakiki anlamak ve sevmek idrakine nasip ve müyesser Eylesin.

Lillahi Teala El Fatiha.