Şerh-i Ezan-ı Muhammedî – Muhammed Nuru’l Arabî

Şerh-i Ezan-ı Muhammedî – Malûm ola ki Fatiha Suresi ümmül Kur’an’da meratibi ilâhîye beştir: Evvelkisi Mertebe-i Ulûhiyet ki Elhamdülillâh, ikincisi Mertebe-i Rububiyet ki Rabbil Âlemin, üçüncüsü Mertebe-i Rahmaniyet ki Errahman, dördüncü Mertebe Rahimiyet ki Errahim, beşinci mertebe Malikiyet ki Maliki yevmiddin’dir.

Yani ulûhiyet sahibinin ismi Allah, rububiyet sahibinin ismi Rab, Rahmaniyet sahibinin ismi Errahman, Rahimiyet sahibinin ismi Errahim ve malikiyet sahibinin ismi Malik’tir.

İmdi Fatihayı şerifte olan ecmai hamse:

  1. Allah
  2. Errab
  3. Errahman
  4. Errahim
  5. Malik.

İşte Ezan-ı Muhammediye’de olan evvela dört kere “Allahuekber” demek: Yani ulûhiyet sahibi olan Allah; Errab, Errahman, Errahim ve Malik’ten Ekberdir ve buna işarettir.

Zira ulûhiyet, rububiyetden, rahmaniyetden, rahimiyetden ve malikiyetden neam ve eşmeldir. Zira ulûhiyet, mevcudata ve madumata şamildir. Ki rububiyet mevcudata hastır. Ve Rahmaniyet naam icadına hastır. Ve rahimiyet naam uhreviyeye hastır. Ve malikiyet, mülke tasarrufa hastır. Ulûhiyet ise cümleye şamildir.

Bundan ötürü ulûhiyet sahibi olan Allah, cümle meratip sahiplerinden ekberdir. İşte Ezan-ı Muhammediye’de evvela dört kere “Allahuekber” denilmesinin sebebi budur.

Malum ola ki cem iki kısımdır. Birinci kısmı cemi ilahiye ki, cemi meratibi ilahiye müteaddit ise de lakin zat vahidedir. Yani Errahman, Errahim, Elkuddus ilâ malâ nihayete de cümlesinin camii zattır. Yani Ahadiyetül Cem ki Allah’tır. İkinci kısmı cemi Muhammedi ki, mümkünat mahesi ve aslı Muhammed’dir. Ve mümkünat Muhammed’in tafsilidir.

İşte cemi ilahi Hakk’ın batınıdır ve cemi Muhammedi Hakk’ın zahiridir ki, Ezan-ı Muhammediye’de iki kere “Eşhedüenlâilahe illallah” demek: birisi cemi zahiredir; ” Eşhed şuhud ederim ki, en lâilahe illallah ondan gayri zat yoktur.” Ve birisi cemi batındır; “Eşhed yani şuhud ederim ki, en lâilahe illallah bu dahi andan gayri zat yoktur.”

Cemi zahir makamı şeriattır. Hazretül cem. Cemi batın, makamı hakikat, makamül cemdir. Eğer ikisini cem edersen, makamı cemmülcem olur. İşte iki kere Ezan-ı Muhammediye’de “Eşhedüenlâilahe illallah” demenin sebebi budur.

Ve malum ola ki, Cemi Muhammed Resulullah (S.A.V.) şahsı envarları cemi inse ve cine Resul, yani Hakk’a davet eder gönderilmiştir. Belki cemi mümkünat ruhi envarları Hakk’a dairdir. ( Küntü nebiyyen ve âdeme beynel mai vettiyn ) hadisi şerifi buna işarettir.

Bundan ötürü Ezan-ı Muhammediye’de iki kere “eşhedüenne muhammeden resulullah” okunur. Bir kere inse davettir ve bir kere cine davettir. İşte Ezan-ıMuhammediye’de iki kere “eşhedü enne Muhammeden Resulullah” demenin sebebi budur. Buraya kadar müezzin, bu kelimat ile kıbleye karşı müteveccih eder olduğu halde Ezan-ı Muhammediye’yi okur.

Ve malum ola ki, Hakk Tealâ Hazretleri Âdem Aleyhisselam’ı halk edip, Vadii Numan’da yani Sahra-i Arafat’ta zürriyeti arkasından ihraç edip, süedanı arkasının sağ tarafından ve eşkiyayı sol tarafından ihraç eyledi. Said ehli yemin ve eşkıya ehli şimal. “Elestü birabbiküm” hitabı müstetap oldu. Said nidayı işitip “belâ” dediler ve eşkıya nidayı işitip takliden “belâ” dediler.

İmdi müezzin Ezan-ı Muhammedi’yi okurken, başını bir kere saidü inse selata davet eder. Ve bir kere saidü cine davet eder. Ve sol tarafına başını dönüp iki kere “Hayyeallelfelah” okur. Bir kere eşkiyayı insi felaha davet eder, bir kere eşkiyayı cini felaha davet eder. Yani tevhide davet eder. Felaha davet eder.

Yani tevhide davet eder. Tevhid ayni felahtır. İşte Ezan-ı Muhammediye’de ikişer kere “Hayyeallelfelah” demenin sebebi budur.

Malum ola ki badehu müezzin kıbleye karşı dönüp iki kere “Allahuekber” demek; bir kere hazreti gayba, bir kere hazreti şehadete, yani hazreti gayb hazreti şehadetden ekberdir. Ve Hakk Tealâ meratip hasebiyle tekessür eder. Lakin Ahadiyetüz zat olduğu gayri yoktur.

Kesret ahval olduğu için ezanda “lailahe illallah”, yani zatında ehaddir. ( Feeynema tüvellü fesemme veçhullah ) yani zahiren ve batınen ve hissen ve manen bilâ hasr vela kayd Hakk’dır.

( Velillahil meşriku vel mağribü feeynema tüvellü fesemme veçhullah. İnnallahe vasiun âliym) (Bakara 115)

Bu ayetin sebebi nüzulü: sahabelerden bir kaçı seferde olup, sisli bir havada kıbleye tahrime edip namaz kıldılar. Badehu sis açılınca kıble kâbeye isabet etmeyip, namazlarını iade etsinler mi diye Hz. Resulullah (S.A.V.)’e gelip sual ettiler. Bu ayet nazil oldu.

Yani her nereye dönerseniz Hakk’ın bir yüzü vardır. Bir yüze hasrolmaz. Cesedin kıblesi kâbedir, ama insanın kıblesi veçhi Hakk’dır. Lâ kayıd velâ hasır zikri daimin kıblesi olduğu gibi ve kâbe vücudu Hakk’dan bir veçhedir. Ve cesed kıblesi kayıd tarikiyle olması emri Hakk’la oldu. Cesede mukayyet kıbleden gayri olmaz. Zira cesed mukayyeddir.

Vallahu yekulül Hakk vehüve yehdissebil ve Sâllallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain. Velhamdülillahi Rabbil âlemin. Temmetül risaleyi Ezanil Muhammediye

Bir cevap yazın